Seksenlerde Elazığ nasıl bir yerdi, orada nasıl yaşanıyordu? Elazığ’da doğup büyüyen Ali Baylar bunları her yönüyle anlatıyor. Elazığ’ın yemeklerinden sevilen oyunlarına, ticaret hayatından okunan dergilerine dek tam bir nostalji geçidi. Ama en “orcinal” olanı, bütün bunların Elazığ’ın “orcinal” şivesiyle anlatılması.

Bunun dışında, Elazığ dili sözlüğü, beldelerin eski ve yeni adları, kato tanıma rehberi gibi çok şey var kitapta.

Seksenlerde Elazığ, ilk kez kendi sesiyle.

“8 Eylül 1970 günü Elazığ’da doğdum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım bu güzel şehirde geçti. Ortaokulu bitirdikten sonra İstanbul’a taşındık. Aradan seneler geçmesine rağmen çocukluğumun geçtiği bu şehri unutamadım ve özümü kaybetmeden bugünlere gelmeye çabaladım. …

Televizyon hızla hayatımıza girdiği için kültürümüzü temelinden sarsacak hasarlar verdi bize. Halkımız kendi öz kültürüne yabancılaşırken, yabancı kültürleri sahiplenmeye başladı. Yabancı dilden kelimeler hayatımıza büyük bir hızla girerken, 20-30 sene önceki kelimeler tedavülden kalkmaya başladı. Ülkemizin dört bir yanındaki vatandaşlarımızın, çok sevimli şiveleri kaybolmaya yüz tuttu ve 500 kelime ile günlük hayatımızı yaşar olduk. Televizyonlarda kullanılan ‘İstanbul Ağzı’ uydurmacası halka dayatılmaya başlandı, şiveyle konuşan vatandaşlarımızı “taşralı” diyerek küçümser olduk. Öz şive kullanmak ayıplanmaya başlandı, şiveli konuşmalar hep komedi programlarındaki taşralı insan tiplemelerine atfedildi ve bilinçaltımıza şiveli konuşmak basitliktir felsefesi yerleştirilmeye çalışıldı. …

Ben bu kitabı Elazığ şivesiyle yazmaktan büyük bir zevk aldım ve bir ilki gerçekleştirmiş oldum. Bu kitabın, benden sonra yazacak arkadaşlara da bir örnek olmasına gayret ettim. Umarım ülkemizin dört bir yanından, her yörenin kendi şivesiyle yazılmış kitaplar, kültürümüzü yaşatmak adına yayınlanır ve gençlerimizin öz kültürleriyle barışık olabilmelerine hizmet ederler.” – Ali Baylar